9 Eylül 2010 Perşembe

DOĞUMGÜNÜ


Ada'nın doğumgünü partisinin fotoğraflarını siteye koymakta oldukça geciktim. Ama olsun, bu güzel günü geç de olsa sizlerle paylaşıyorum.

Parti mekanı olarak Fenerbahçe Park'ındaki Romantika Restoran'ı seçtik. Park pazar günleri çok kalabalık olduğu için partiyi Ada'nın asıl doğumgününden bir gün önce yaptık. Sevdiğimiz dostlarımız ve ailemiz ile birlikte pek güzel bir gün geçirdik. Esra'cığım sağolsun bize büyük bir süpriz yaparak partiye gelenlere dağıtmak üzere enfes süsler yapmıştı elleri ile. Kumaştan çiçekler, rengarenk balıklar, anneanne, babaanne ve dedeler için üzerinde vapur resimleri olan anahtarlıklar... Ona ne kadar teşekkür etsem az. Ben de partiyi renklendirmek için komik suratlı domuzcuklar, ayıcıklar ve civcivler yaptım balonlardan. Teyzemin Ada'ya aldığı doğumgünü pastası şeklindeki şapka ise bir efsane idi.

Ada'nın 18inci yaşgününde hediye etmek üzere bir de anı kutusu yaptık. Gelenler bu kutuya CD'ler, yazılar, ve gelecekte anlam kazanacak hediyeler bıraktılar. Mesela Evren bir teknoloji dergisi koydu kutuya. 18 yıl sonra bugün kullandığımız teknolojiler ne kadar komik gelecektir Ada'ya.

Parti tam hayalimdeki gibi oldu. Hava da pek güzeldi. Haziran ayı boyunca yağan sağanak yağmurlardan sonra şeker gibi bir hava vardı şansımıza.

O gün bizimle birlikte olan tüm dostlarımıza tekrar teşekkürler.

































HAYAT DEVAM EDECEK

Fotoğraf: Alpay İzbırak



Hüzün dolu günler geçiriyorum. 17 Ağustos'ta babamı kaybettik. Ada'cığım dedesini tanıyamadı ne yazık ki. Oysa ki pek güzel günler geçireceklerdi. Benim bütün çacukluğum babamla elele Ankara'nın güzel parklarında çiçek tohumları toplayıp ağaçları inceleyerek geçti. Sonra Eymir Gölü çevresinde sazlıkları dinleyerek soğuk kış günlerinde yürüyüşler yaptık. Babam bu yürüyüşlerin pek daha renklilerini Ada ile yapacaktı eminim. Kendimi hüznün karanlık girdabına bırakmamaya gayret ediyorum. İçime birşeyler atıp sonrasında da çok ağladığım zamanlarda babamın içi parçalanırdı biliyorum ama hep o güzel gülümsemesi ve sıcacık sesi ile 'tamam ama yapma artık, hadi bakalım, şöyle bir kendine gel, hadi seninle çıkıp ufak bir gezinti yapalım' der, beni kendime getirirdi. Evet şimdi babam yok ama sesi kulaklarımda, o yüzden kendime geliyorum. Hayat devam edecek. Ada'nın hayatında babamdan kalan boşluğu elimden geldiğince doldurmaya çalışacağım.




Fotoğraf: Neslihan Öncel